Bağımlılık Hastalığı: Bir Kereden Bir Şey Olur!

Bağımlılığın Tarihçesi?

Bağımlılığın tarihçesi aslında çok eskilere dayanmaktadır. Uyuşturucu-uyarıcı olarak nitelendirilen maddelerden afyon türevlerinin ilk defa Orta Asya’da, eski Yunan ve Roma’da haz verici etkilerinden dolayı kullanıldığı görülmektedir. MÖ 4000 yılında Mezopotamya’da yaşayan Sümerliler, kitabelerinde afyon ve türevi maddelerden “papa ve somniferum” adı ile bahsetmişlerdir (Arıkonaç, 1987).

Ayrıca, esrarın kenevir bitkisinden elde edildiğini gösterir ilk bilgiye M.Ö. XV.yy’da Çin lisanı ile yazılmış olan Rh-Ya adındaki botanik bir eserde rastlanmaktadır. Eski Mısır’ın hiyerogliflerinde ve mukaddes kitaplarında da esrardan bahsedilmektedir. Esrarı M.Ö. 8yy.’da önce hem keyif verici madde olarak, hem de tıp alanında kullanmış olan Asuriler, bu maddeye Qunnapou adını vermişlerdir. Esrarın keyif verici olarak kullanılması İran, Arabistan Yarımadası ve Mezopotamya’ya Hindistan’dan geçmiştir (Tansel, 2006).

Günümüzde bağımlılık denildiğinde çoğumuzun zihninde farklı farklı düşünceler, fikirler, görüntüler oluşmaktadır. Bağımlılığın doğasını tam olarak bilmememize rağmen çoğu zaman çeşitli insanlara bağımlı etiketini yapıştırmışızdır. Ya da bağımlılık ile alışkanlık kavramlarını birbirinden ayırt edemeyip, aynı anlamda kullandığımız da olmuştur. Bu yazımızda bağımlılık kavramından bilimsel çalışmalar ışığında bahsetmeye çalışacağız.

Bağımlılığın Doğası ve Gelişme Süreci

İnsanların ve hayvanların doğasına baktığımızda, acıdan kaçınma ve hazza yönelme eğiliminin olduğu görülür. Bağımlılığın gelişmesindeki en temel unsurlardan bir tanesi aslında bireyin kolay yoldan hazza ulaşması ve keyif almak istemesidir. Şöyle ki; bağımlılık yapıcı maddeler ilk adımda hazza yönelme ve acıdan kaçınma gibi görünür. Ancak sonraki süreçlerde bağımlılığın kendisi hazzın en birincil manisi ve acının temel kaynağı olur.

Peki bu nasıl gerçekleşmektedir? Önceleri haz veren bir madde daha sonra nasıl haz almaya mâni olur ve bireyin acı çekmesine sebep olur?

Bağımlılık yapan tüm maddelerde bağımlılığın gelişmesi bir süreç içerisinde olur. Öncelikle maddeye karşı temelde merak ve korku duyguları vardır. Birey maddeyi kullandığı zaman nasıl bir etki altına gireceğini merak etmekle beraber, aynı zamanda başına kullanım sonucunda neler geleceğini kestiremediği için korkmaktadır. Bu hâkim olan duygular, maddenin ilk kullanımıyla kısmen sona erer. Artık kullanılan maddenin etkisi tecrübe edildiği için merak büyük oranda giderilmiş, maddenin etkilerinin geçici olması nedeniyle korku unsurları da son bulmuştur. Daha sonra zaman zaman, belli durumlar veya sosyal ortamlarda kullanım başlar. Madde kullanan arkadaşlarla bir araya gelindiğinde kullanımla bir zaman sonra bağımlılık gelişir. Artık madde alınmadığında belli yoksunluk belirtileri -terleme, kusma, baş dönmesi vb.- ortaya çıkar. Aşermeyle, yani kişinin şiddetli madde isteğiyle iş içinden çıkılamaz bir hal alır. Sonrasında da düzenli kullanım başlar.  Bağımlı olduktan sonra, artan toleransla birlikte her kullanımda maddenin dozu artırılmak zorundadır. Çünkü eski doz artık zevk vermez. İlk kullanımlardaki hazza ulaşmak için daha fazla doz gerekir. Böylelikle süreç içerisinde doz o kadar artırılır ki bazen ölümcül olabilecek doz alınmasına sebep olur. Sonuç olarak, madde artık eskisi kadar keyif vermez, dahası maddenin yoksunluğunda acıdan kurtulmak için kullanılır duruma gelir.

İradeniz Ne Kadar Sağlam?  

Maddeyi ilk kez kullanmaya başlayanların düşünceleri aşağı yukarı benzerlik gösterir. Bu kişilerin; “Ben bağımlı olmam”, “Bu madde bağımlılık yapmıyor ki!”, “Kontrol benim elimde”, “Bir kereden bir şey olmaz!” gibi düşünceleri vardır. Ancak bu düşünceler yanlıştır. Bağımlılık, beynin ödül sistemini bozan bir hastalık olması sebebiyle aslında bağımlı olmak veya olmamak kişinin elinde değildir. Bağımlı olduktan sonra iradesi devreden çıkar ve işleyişi bozulan prefrontal korteks kişiye “Maddeyi bul ve kullan!” der. Buna sebep olan şey ise haz merkezi olan amigdalanın haz yaşamak isteyişidir. Sonuç olarak, bireyler iradelerini maddeyi hiç kullanmamak yönünde kullanabilirler. Bağımlı olduktan sonra irade ortadan kalkar ve bağımlılık, tedavi edilmesi gereken bir hastalık ortaya çıkmış olur.

Neden Bağımlı Olunur?

İnsanlar çeşitli sebeplerle (gelişimsel, çevresel, psikolojik) bu gerçeğin farkına varmadan ya da göz ardı ederek bağımlılık maddesinin vücuda verdiği hazzı ya da unutma hissini veya psikolojik farklılığın oluşturduğu mutluluğu yaşamak isterler. Bir bireyin bu isteğe sahip olması normaldışı değildir. Ancak deneme sonucu ortaya çıkan haz güdüsünün ödül gibi algılanması bu konuda birincil sorundur. İkincil sorun söz konusu ödülün emek, zaman sabır istemeden sadece maddenin kullanılmasıyla ortaya çıkmasıdır. Yani bir okuldan mezun olarak veya bir ticari teşebbüste başarılı olarak yaşanacak haz için beklemeye, emek vermeye ve fedakârlık yapmaya ihtiyaç varken bağımlılık yapıcı maddenin vadettiği haz için böyle bir süreç yoktur. Kullanımla beraber sabır, emek ve fedakarlığa ihtiyaç duymadan ortaya çıkan bir haz vardır. Birey bu hazza talip olup tekrar tekrar yaşamak istediğinde kontrolü kaybeder ve bütün olumsuzluklara rağmen sıklıkla kullanıma devam ederse orada artık sadece haz arayışı değiş bir adım ötesi ve bağımlılıktan söz etmeye başlamak gerekir (Dinç, 2017).

Bağımlılığın Tanımlanması

Bağımlılık tanımlanması kolay bir kavram gibi görünebilir. Ancak araştırmacılar arasında da tartışma konusu olmuş, üzerinde mutabık kalınan bir tanımı olmamakla birlikte pek çok tanımı mevcuttur. Yine de tanımlar birbirlerine oldukça benzerdir. Bağımlılık, genel anlamı ile bir nesneye, kişiye, ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek veya bir başka iradenin tahakkümü altına girme durumu olarak tanımlanabilir .

Madde bağımlılığı açısından ise; bir maddenin amacı dışında ve o maddeye karşı gelişen tolerans sonucu, gittikçe artan miktarlarda alınması, kişinin yaşamında sorunlara neden olmasına rağmen kullanımının sürdürülmesi ve madde alımı azaltıldığında ya da bırakıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması ile giden tablo olarak tanımlanmıştır.

Davranışsal bağımlılıklar ise; kişiye veya başkalarına zarar veren bir eylemi gerçekleştirmek için bireyin bir dürtüye karşı koyamama durumu olarak tanımlanabilir (Atasaz. 2018).

Bağımlılığın Tanı Kriterleri Nelerdir?

Ayrıca bağımlılık hakkında bilmemiz en önemli hususlardan bir tanesi de bağımlılığın birincil, kronik bir beyin hastalığı olduğudur. Bağımlılık bir sendromdur. DSM IV tanı kriteri el kitabına göre bağımlılık tanısının konabilmesi için belli kriterler vardır. Aşağıdaki kriterlerden üçünün olması halinde bağımlılık tanısı konulabilir (Dinç, 2017). Bu kriterler şunlardır;

1- Maddeye karşı toleransın gelişmesi. Yani bireyin artan miktarlarda maddeyi kullanma kurumudur. Bağımlılık yapan madde tekrar tekrar aynı miktarda kullanıldığında ilk kullanımda ortaya çıkan etki ve tesir gücü azalır, öyle ki bir zaman sonra kişi normal olarak yaşamak için madde kullanımını sürdürür.

2- Kullanılan maddenin azaltılması veya kesilmesi durumunda ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik belirtiler. Terleme, kusma, bulantı, titreme vb. birçok belirti ile kendisini gösterir.

3- Kontrol edememek. Düşündüğünden daha uzun süre ve yüksek dozlarda madde kullanımı. Birey artık kullandığı maddenin dozunu ve kullanım süresini istediği gibi kontrol edemez.

4- bağımlılık yapan maddenin kişinin hayatını büyük oranda kaplaması ve hayatının madde etrafında dönmeye başlamasıdır. Maddeyi arama, temin etme ve kullanmaya çok fazla zaman ayrılır.

5- Madde kullanımı sebebi ve sonuçları nedeniyle sosyal, mesleki, kişisel ilişki ve etkinliklerin gitgide azalması veya tamamen bırakılmasıdır.

6- Maddenin kullanımının kullanımdan önce planlanandan daha fazla zaman almasıdır.

7- Bağımlılık yapan maddenin kullanımı süreci ve sonucunda bireyde kullanıma bağlı olarak sosyal, fiziksel ve psikolojik zararların ortaya çıkması ve kullanıcının tüm bunlara rağmen kullanıma devam etmesidir.

Kendi istemediği taktirde kimse bağımlı kişiye madde kullanmayı veya bağımlılığı bıraktıramaz. Eğer siz bağımlıyı hastaneye yatırıp bağımlılığı zorla bıraktırsanız bile, kendisi bırakmayı istemiyorsa hastaneden çıktığı an tekrar maddeyi bulup kullanacaktır. Bağımlılık tanısı konulduktan sonra, ilaç tedavisi ve psikoterapi birlikte yürütülmeli, aynı zamanda bağımlı birey sosyal olarak desteklenmelidir. Bireyin bırakma motivasyonu her zaman yükseltilmeye çalışılmalıdır ve aile desteği ihmal edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki kişinin bağımlılığı bırakması da bir süreçtir.

 

Kaynakça:

1- Arıkonaç, O. (1987). Psikiyatrik semptomlar ve sendromlar, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul.

2- Atasaz, B. (2018). Erkeklerde bağımlılık şiddetinin, hayatın anlam ve amacıyla ve travmatik yaşantılarla ilişkisi. (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi), Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Anabilim Dalı.

3- Dinç, M. (2017). Lise öğrencilerinde özgül internet bağımlılığının bağlanma stilleri ve mizaç özellikleri açısından incelenmesi. (Yayınlanmamış doktora tezi), Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı.

4- Esen, E. (2010). Ergenlerde internet bağımlılığını yordayan psiko-sosyal değişkenlerin incelenmesi (Doctoral dissertation, DEÜ Eğitim Bilimleri Enstitüsü).

5- Tansel, B., (2006), Üniversite öğrencilerinin bağımlılık yapıcı madde kullanan bireylere yönelik tutumlarının incelenmesi, (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi), Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir